Çocuk römorku alırken nelere dikkat etmeliyiz?

Bir önceki yazımda çocuk römorku alma ve kurma maceramızı paylaşmıştım.

Çocuk römorku alırken dikkat ettiğimiz hususlara gelince,  öncelikle kullanım tarzımızın ne olacağına karar verdik ve sonra elemelere başladık.

Çocuk römorku alırken nelere dikkat etmeliyiz?

Yazlık bölgede toprak ve engebeli yollar fazla olduğu için kısa mesafeler içerisinde oğlumla birlikte eşyalarımızı taşıyabileceğimiz bir çocuk römorku ‘na ihtiyacımız vardı. Arabam olmadığı için market, pazar, kumsal vb. yerlere giderken tek aracımız römork olacaktı. Bu nedenle taşıma kapasitesi önemliydi.

Tüm bu ihtiyaçlar sonucunda aşağıdaki özelliklere göre bir römork almaya karar verdik.

İki kişilik çocuk römorku: İç hacmin büyük olması, çocuğun daha rahat hareket etmesi, uyuduğu zaman yatış pozisyonunu ayarlamamız, arkadaşları ile birlikte binme şansı, eşya taşımak için bol bol yerimizin olması nedeniyle tercih ettik.

İç tavan yüksekliği: İncelediğimiz römorklar genelde tek kişilik ve 54 cm iç yüksekliğe sahipti ve çocukların kafası bir süre sonra tavana değmeye başlıyordu. Bu nedenle biz de iç yüksekliği 60 cm olan modellere bakmaya başladık.

Lastik tipi ve ölçüsü: Türkiye‘deki yolların durumu malum ve bisiklet yolları da yok denecek kadar az. Bu nedenle lastik tipi ve ölçüsü römorkun en önemli konfor arttırıcı unsuru olarak çıkıyor karşımıza. Eşimin motosiklet deneyimi ve bebek arabası tecrübemize dayanarak büyük ebatlı lastik ve tel jant tercihimiz oldu. Bu sayede bozuk yollarda bile daha az sarsıntılı yolculuklar yapabiliyoruz.

Amortisörünün olması:Yine lastik tipi ve ölçüsü dışında amortisör sistemi de yolculuklarda konforu arttıran bir özellik.

Bebek Arabası Özelliği: Çocuk römorku önüne takılan bir aparat ve lastik sayesinde bisikletle giremeyeceğim yerlere, römorku bisikletten ayırıp, bebek arabası gibi kolayca gezmeye devam edebilirsiniz.

 

Çocuk römorku alırken nelere dikkat etmeliyiz?

Fiyat: Römork fiyatları çok fazla değişkenlik gösteriyor yurt dışında 75 -700€ Türkiye’de ise 800-1500 TL aralığında fiyatlar var, biz ihtiyaçlarımıza ve bütçemize göre uygun fiyatlı bir model tercih ettik. İleride bir gün uzun mesafeli bir gezi planı yaparsak çok daha özellikli bir römork alabiliriz. Ama şu anki römorkumuz ihtiyaçlarımızı görüyor. Birde oğlumun yaşı itibariyle römorku kullanım süremizi hesapladık bu da en fazla 2 -3 yıl  olacak 🙂

Dikkat ettiğimiz güvenlik önemlerine gelince ;

Çocuk kaskı: Özellikle römorkun üsttü açıkken takması çok önemli.

Filama bayrak: Seyir halindeyken görünürlüğün artmasını sağlıyor. Bazı sitelerde römorka dahil olmayıp ayrıca fiyatlandırma yapılıyor, bizimkinde fiyata dahildi.

Işıklandırma: Sürücü bisikletinin önüne ve römorkun arkasına bisiklet lambası taktık.

Kedi gözleri: Karanlıkta parlayan reflektörlü lambalar bizim aldığımız römorkun hem önünde hem arkasında vardı.

Fren: Park halindeyken özellikle yokuş yukarı durduğumuzda ayakla römorkun lastiklerini kilitleyen bir fren sistemi mevcuttu.

Emniyet Kemeri: İki çocuk için beş noktalı emniyet kemeri bulunuyor.

 

Çocuk römorku alırken nelere dikkat etmeliyiz?

 

Kendi ihtiyaçlarımız doğrultusunda bizim dikkat ettiğimiz noktalar bunlar oldu. Hepsi kullanım amacı ve kullanıcının bakışına göre farklılık gösterebilir. Örneğin “tek çocuk sahibi olup, çocuğunuzla birlikte kısa sürüşler, sahilde kısa turlar atarız bizim için bu keyif yeterli” derseniz tek kişilik römork da işinizi görür.

Sürüş deneyimime gelince, ilk hafta 4-5 km’yi geçmeyen kısa sürüşler yaptım. Uzun zamandır bisiklet kullanmadığım için kondisyonum yoktu. Düz ve engebesiz yollarda giderken hiç zorlanmadım diyebilirim. Ancak bulunduğum bölgede üç yerde yokuş yol vardı ki bu yokuşların mesafesi 50 metre bile olmamasına rağmen ilk haftalarda bu yokuşu çıkamadım. İnip yokuş başına kadar bisikleti ittim, bu sadece iki dakikalık bir tırmanış oldu ve beni zorlamadı.

Sizde zorlandığınız noktada çok rahatlıkla bisikletinizi iterek römorku çekebilirsiniz.

İkinci haftanın sonunda her gün arttırarak yaptığım sürüşlerin sayesinde yokuşları çıkar duruma geldim.

Şimdiye kadarki en uzun römork sürüşüm ise 20 km lik bir yoldu, bunu da ikinci haftanın sonunda yaptım. Yolların bozuk olması dışında mesafe beni hiç zorlamadı, hatta ben bile kendime şaşırdım. ☺ Ancak bu sürüş kesintisiz değildi arada durduğumuz ve mola verdiğimiz de oldu.

Günün farklı saatlerinde ise günlük sabah ve akşam turlarımızla şimdiye kadar bir günde en fazla 32 km yol yaptık, bu römorku bir ulaşım aracı olarak kullanmak için hiç de azımsanacak bir yol değil.

Hedefim ise yaz sonuna kadar günlük 100 km yol yapmak ki bu şekilde eşim ve oğlumla birlikte minik tatillere ve gezilere çıkabiliriz.

Pek çok insana bir römork kullanmak zor ve kim bilir belki de hayal gibi bile gelebilir.  3 yıl önce oğlum daha doğmadan internette seyahat ve gezi yazıları okurken tanıdığım Minik Gezgin‘in yazılarını okurken benimde “vay bee nasıl güzel bir keyif” deyip iç geçirmişliğim olmuştu.

Bizim bir römork sahibi olmamız ise tamamen ihtiyaçla birlikte doğdu. Geçen yıl sadece bisiklettimin arkasında takılı çocuklar için olan bisiklet koltuğuyla kısa mesafeli sportif ve eğlence amaçlı sürüşler yaparken çok keyif aldık. Bu sene ise, işten ayrılmamla birlikte, arabam olmadığı için bir yerden bir yere oğlumla nasıl ulaşım sağlarız derken, römork almaya karar verdik.

İlk yazımda dediğim gibi, römork bu yıl hayatımı kolaylaştıran ve fark yaratan en önemli araç oldu.

Kim bilir belki sizinde böyle bir araca ihtiyacınız vardır 🙂

Aşağıda benim aldığım römorkun satıldığı site mevcut.

http://www.bol.com/nl/p/vidaxl-fietskar-voor-kinderen-met-buggyfunctie-90286/9200000024135563/?s2a

Sevgiler, Öznur.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar

Evet Hayır